H A Z E L

Blog

G20’den sonra Avrupa’da neler yaşandı?

39621932_401.jpg

Avrupa’nın dört bir yanından gelen insanların işlediği suçlardan bazıları Hamburg’daki şiddet olayları arasında sayılabilir. Bu durum gözlerin aşırı sola çevrilmesine neden oldu. Deutsche Welle haberlerinde bu konuya eğildi.

Avrupa’da ne kadar aşırı solcu (left-wing extremists) bulunuyor?

Bu soruya cevap vermek kolay değil. Bu konuda sağ siyasal sol siyasaldan daha fazla araştırılıyor. Hamburg’daki kargaşa gösterdi ki, Avrupa’daki aşırı sol ağının faaliyetleri oldukça eşgüdümlü. Europol’a göre katılımcı sayısı hakkında bir tahminde bulunmak sağlıklı değil.

Alman İçişleri Bakanı, 2016 yılında Almanya’nın 81,4 milyon nüfusu bulunduğunu ve tahminlerine göre ülke genelinde 28,500 civarında aşırı sol eğilimli olduğunu, bunların da 8,500’ünün şiddet eğilimi gösterdiğini ifade etmiştir. Aşırı sol radikalizm Avrupa genelinde varlık göstermektedir ve en az Almanya’da olduğu kadar İtalya, Yunanistan ve İsveç’te de radikal sol kesim alt kültürü kendini göstermektedir. Nispeten varlıklı kesimin bulunduğu Zürih ve Bern’de de ciddi sol kesim sokak şiddeti görülmektedir.

 

Aşırı sol şiddeti yükselişte mi?

Göstergeler öyle olduğunu söylüyor. Europol’un son AB terör raporunda, “grupların operasyonel yeteneklerinin aşağılarda kaldığını” ortaya koymasına rağmen,2015’ten 2016’ya kadar sol kesim ve anarşist terör saldırılarının “keskin yükseliş” olarak değerlendirildiği görülmektedir. Alman İçişleri Bakanı sol kesim şiddetinin %10 artış gösterdiğini ifade etmiştir. 2017’de de G20 zirvesinin aşırı sol şiddet eğilimlerinde artış gözlemlenmesine katkısı olduğu gözlemlenmiştir.

Bununla birlikte, tüm aşırı solcuların eşit bir şekilde şiddet gösterdiğini söylemek mümkün değildir. Europol’un açıklamasına göre anarşist gruplar ve aşırı sol eğilimli bireyler şiddete daha fazla başvururken, aşırı sol hareketlere mensup olanlar şiddete daha az başvurmaktadır.

 

Kaç farklı tip aşırı solcu vardır?

Avrupa’da hayret verici sayıda aşırı sol grup bulunmaktadır. Ama uzmanlar üç temel kategoriye ayırmaktadır: Marx, Lenin öğretilerine sıkı sıkıya bağlı komünistler, anarşistler ve Hamburg’daki Rote Flora ya da Kopenhag’daki Christiana’daki gibi özerk radikaller. Alman İçişleri Bakanı bu gruplar arasında komünistlerin sayısının azaldığını, diğer iki grubun büyümeye devam ettiğini belirtmiştir. Bakan ayrıca “özerk” radikallerin şiddet olaylarının büyük çoğunluğundan sorumlu olduğunu belirtmiştir.

 

Aşırı sol kesimin işlediği suçlar nedir?

Cinayetten duvar yazılarına kadar herşey. Conspiracy of Fire Cell üyeleri, 2013’te Yunanistan’da aşırı sağ Altın Şafak derneğinin iki üyesini öldürmüştü. Aynı örgüt Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’ye gönderilen bombalı mektubu da üstlenmişti.

Tüm radikal sol kesim şiddet olayları aynı derecede dramatik değil, şüphesiz. Ancak Europol’un yazdığına göre: “2016’da Almanya’da anarşist aşırıcılar sayısız kundaklama olayı düzenlemiştir. Hedeflerinde polis ve sokaklardaki özel araçlar vardı. Belçika’da da benzer olaylar yaşanmıştı.

 

G20’ye yönelik şiddetin yansımaları nasıl olur?

Ani etki Almanya’daki ve Avrupa’nın diğer yerlerindeki insanların etkilenmesidir. Özellikle 7 Temmuz’dan önce buradaki insanlar olası bir aşırı sol şiddetine karşı hassasiyet kazanmıştır. Almanya’nın en büyük partilerinin siyasetçileri, muhafazakârlar ve sosyal demokratlar Avrupa’da aşırı solcuların geniş bir listesinin oluşturulması için çağrıda bulunmuştur.

Ancak Europol böyle bir listenin hali hazırda bulunduğunu ifade etmektedir. Emniyet teşkilatının Dolphin projesi hem sağ kesimde hem de sol kesimde, AB üye ülkelerini etkileyen  ciddi siyasi suçlarla ilgili bilgi alışverişine izin vermektedir.

 

Kaynak: http://www.dw.com/en/after-g20-a-look-at-left-wing-radicalism-in-europe/a-39629507

Avrupa’da Geçen Haftalar G20 – 2017

Avrupa’da Geçen Haftalar

(10 Temmuz – 14 Temmuz 2017)

Geçen hafta Avrupa’nın öne çıkan haberleri arasında önceki hafta tamamlanmış G-20 zirvesi, Brexit görüşmeleri, Kıbrıs görüşmeleri, Avrupa’nın göçmenlere ilişkin tutumu ve Fransa-Almanya arasındaki yakınlaşma göze çarpmaktadır.

Bu sene 7-8 Temmuz 2017 tarihlerinde Hamburg’da düzenlenen dünyanın en büyük ekonomisine sahip 19 ülkenin ve Avrupa Birliği’nin oluşturduğu G20 zirvesinin ardından alınan kararların yansımalarına bakıldığında, Merkel’in G20 liderlerini zamanın daraldığı konusundaki uyarıları sıkılıkla görülmektedir. Deniz temasıyla ön plana çıkan zirvede küresel olarak başa çıkılması gereken sorunların zirveye katılan ülkelerin ortak sorunu olduğu ve bu sorunları aşarken bu 20 ekonominin birbirine daha da yaklaşması gerektiğinin altı çizilmiştir. “Ağlandırılmış dünya oluşturmak” (Shaping an interconnected world) sloganıyla beraberlik vurgusu yinelenmiştir. Her ne kadar fazla görüş ayrılığı olsa da, beraber hareket edebilmenin uzlaşıdan yana hareket edilmesi ile mümkün olabilecektir.

G20’de Avrupa Birliği konseyi Başkanı Donald Tusk insan kaçakçılıklarına karşı ciddi bir mücadele verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Birlikte hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Merkel’e rağmen, dünyadaki maden rezervleri konusundaki mücadele görülmeye değerdir. Gerçekçi olmak gerekiyor. Nitekim ABD’nin çelik sektörü konusundaki korumacı politikaları AB’yi endişelendirmektedir.

Zirvede iklim değişimi, enerji politikaları, Afrika’da ilerleme kaydedilmesi için çabalar, sağlık ve kadın hakları konuları üzerinde yoğunlukla durulmuştur. “Küresel Büyüme ve Ticaret”, “Sürdürülebilir Kalkınma, İklim ve Enerji”, “Afrika ile Ortaklık, Göç ve Sağlık” ve “Dijitalleşme, Kadınların Güçlendirilmesi ve İstihdam” konularında oturumlar düzenlenmiştir. G20 ekonomileri dünya nüfusunun üçte ikisini, dünyanın gayrisafi milli hasılasının beşte dördünü, dünya ticaretinin de dörtte üçünü oluşturmaktadır. Dünyanın g20 ekonomilerinden beklentilerinin yüksek olduğu da genel olarak varılan bir kanıdır.

2017-07-07-g20-familienfoto-en

Bundan sonra önümüzdeki haftalardaki gelişmeleri de buradan takip edebilirsiniz.